6 Eylül 2009 Pazar

Kannusta Yaşam Vol.1

Kannus orta finlandiyada yeralan ufak bir şehir o kadar ufak ki google earth bile ayrıntılı resimlerini içermiyor. O kadar ufakki 10 dkde araba ile şehrin neredeyse tüm sokak ve caddelerinden geçebiliyorsunuz, nüfüsü sadece 5000. Türkiyede olsa sanırım köyden kasabaya geçmeye çalışan bir belediye olurdu. Ancak yaşam standartlarına baktığınızda inanılmaz yüksek, türkiyenin köy ve kasabalarını geçtim şehirlerini bile solda sıfır bırakacak zenginlikte bir şehir. Üç katlı bina görmek neredeyse imkansız, bahçesi olmayan önünde bir ağacı olmayan ev yok. Her taraf yemyeşil ve temiz. Geldiğimden beri sadece bir tane polise rastladım, bu da sanırım suç oranı hakkında fikir sahibi olmamıza yeter.

Kannusta insanlar gündüzleri çalışıp akşamları 3 adet olan barlardan birine takılıyorlar, bunlardan biri çoook eski olduğundan oraya sadece eski müdavimleri gidiyormuş, henüz gitmedim, gençler daha çok diğer iki bara takılıyorlar. Birine gidip içiyorlar daha sonra diğerine geçiyorlar. Sadece gençler değil gerçi, genç yaşlı herkes zil zurna sarhoş :) Gelişim hafta sonuna denk geldiğinden böyle sanırım insanlar sabahtan bara gidip akşama kadar bira bira bira ve sonunda yürüyemeyecek duruma geliyorlar. Burada muhabbet ettiğim bir rus-fin karışımı ablanın (aslında kendisi benden küçük ancak hem benden iri hemde iki çocuk sahibi olduğundan abla diyorum) dediğine göre finliler akşama kadar içip daha sonra barda kavga ederlermiş, bu bilgiyi yeni arkadaşım teppo teyyit ederek bir de şöyle bir ekleme yaptı, finliler kavga etmek için sarhoş olurlar zira ayıkken ederler ise polis ile başları derde girer dedi. Ve ekledi ben onlardan değilim :)

Aynı Rus-Fin abla kucağınd 4 aylık kızını beslerken muhabbete şöyle devam etti. Burada aile kavramı yoktur, bir genç 17-18 yaşınnda ailesi ile ayrılır ve aylarca arayıp sormaz, finlilerin bu huyunu pek sevmediğini ekleyerek kendisinin babası sayesinde rus kültürü ile büyüdüğünden bahsetti. Burada şöyle bir çıkarım yapmak mümkünmüdür bilemiyorum ancak sanırım aile kültürü doğu halklarında daha yaygın. Muhabbetimizi yaparken bu konuyu sosyolojik açıdan araştırmaya ve nedenlerrini öğrenmeye karar verdim fakat bu isteğim şu an gördüğüm kadarı ile pek devam etmemiş. Tembellik!

Arkadaşım Teppo'ya burada hayat nasıl geçiyor diye sorduğumda net bir cevap veremedi fakat bazen sıkıldığından bahsetti. Bende ona istanbulun ne kadar renkli olduğundan bahsettim, görmek istediğini söyledi fakat bundan bahsederken aslında benimde istanbulda bazen yapacak birşey bulamadığım ve çok sıkıldığım aklıma geldi.

Ayrıca gün içinde gördüğüm bir diğer ilginçlik bara giremeyen 18 yaş altı geçlerin banklarda toplanıp takıldıklarını akşamları ise traktörlerle gezdikleriydi. Evet Traktör, çünkü burada traktör ehliyeti alabilmek için 16 yaşında olmak yeterliymiş ve araba ehliyeti alamayan bu gençler traktörlerine taktıkları müzik sistemleri ve bangır bangır çaldıkları rap müzik ile amerikalı siyahi repçi abileri aratmıyorlar, zira o da 4X4 bu da. Ha bir de motorsiklet olayı var tabi, onu kullanmak için ise 15 yaşını geçmek yeterliymiş, dolayısı ile her ergenin bir motoru var ve sürekli şov yapıyorlar. Ön arka ne varsa kaldırıyorlar, gündüz motor süren bu gençler akşam da traktörlerle yarışıyorlar. Arkadaşımdan aslında amaçlarının kızları etkilemek olduğunu öğreniyorum. İlahi amaç uğrunaymış meğer bunlar. Ve evet finlilerin motorsporlarında bu denli iyi olmalarının arkasında kızları etkileme uğraşı varmış. Gerçi benim burada gördüğüm en renkli olay şimdilik bu. Bende olsam aynısını yapardım, bu arkadaşlardan biri ile tanışırsam bir gün bende binmeyi isterim şu traktörlere, türkiyedeki masseylere benzemiyor çünkü bunlar, kocaman tekerlekli lüks traktörler bunlar.

Şu an aklıma gelenler ve gözlemlediklerim bunlar, zaman ilerledikçe gözlemlerimi aktarmaya devam edeceğim.

9 Yorum:

mutewinter dedi ki...

Artiiiz, hep bizi kıskandırmak için yazıyosun dee mi? Kıskandım ama, beni sizin evinize aldır.

Aphraell dedi ki...

Yaban ellerdeki tecrübelerinizi keyifle okuyoruz efem. Bu yazıyı da tuttum mesela.

Çaylak dedi ki...

@mutewinter
Heh heh hasa ne haddime canim, amacim memleket ahalisi bilgilensin heveslensin gezsin tozsun :)

@aphraell

Canim benim sagol, bunu karsi iltifat olarak soylemiyorum ama bende senin blogunu yakinen takip ediyorum :) Hatta kizsal temali yazilarini dahi takip ediyorum, bu da burdan itirafim olsun.

Aphraell dedi ki...

ehihi süpermiş bende teşekkür ediyorum :$ bu blog işi bağımlılık yapıyor yahu ilkini açarken ne yazıcam diye düşünüyodum ikinciyi açtım bi gazla ikisini de idare ediyorum şimdi :) Cümleten başarılarımızın devamını diliyorum :D

holy sycrone_one dedi ki...

fin kızları nasıl çağatay ondan haber ver! :)

Çaylak dedi ki...

Ah üstadım aslında güzel kızlarda çoğu obezitenin hayın pençesine düşmüşler.

holy sycrone_one dedi ki...

hayallerim yıkıldı desem yeridir. şansımı güney amerikada aramaya doğru gidiyorum sanırım.

Çaylak dedi ki...

Birde beni düşün ben bu olaya canlı şahit oldum, bunları görünce adeta bir küçük emrah'a döndüm, haaağyııır diye ıssız ve sessiz sokaklarda kendi başıma üstümü başımı yırtarcasına koştum. Ne varsa latinlerde var.

vindict dedi ki...

latinler haa demek latin biliyorsunuz !

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...