
Evcenek kahvaltı olayına girdikten sonra, şiş göbeğimi ovalarken fcs ve afro eve geldi bisikletleri ile. Şu olaya katılmışlar bir önceki gün:
http://www.criticalmassistanbul.org/
Derken taksime gitme mevzusu aramızda vuku buldu iyi bari beraber çıkalım bende ordan haydarpaşaya giderim derken kendimi gümüşsuyu otobüs acentelerinin orada buldum. Neyse yine metro seyahatten alınan bir biletle ankaraya gitme olayını kesinleştirdim. Saat 19 idi. daha çok saatim vardı arkadaşları arayıp yanlarına gittim. Urban'da geçirilen uzun vakitlerin sonunda acenteye doğru yollandım. Kısa bir servis beklemecesinden ve uzun bir servis yolculuğundan sonra alibeyköy durağına getirildim. Saat 00.15 civarında turluyordu.
Oturup sakince bekleyis sırasında insanların otobüslerini arama telaşını izledim, yanımda oturan iki Capon ablanın konuşmalarını anlamadığım halde anlamaya çalıştım, yinede anlamadım. Otobüsün gelmesine 10 dk kala çiş molası verdim. Otobüs geldi. Binemedim zira otobüsümüzde bir adet taze asker varıdı. Ailesi arkadaşları onu uğurluyorlardı arkadaşın koltuğu 3. sıra pencere kenarındaydi ve abisi olduğunu tahmin ettiğim kişi ona sarılmış ağlıyordu, abisinin sırtını okşayan ve hadi inelim dediğini tahmin ettiğim kişilerle birlikte olunca oradan geçmek mümkün olmayacaktı onların inmesini bekledim. İndiler. Bindim. Saat 00.33 idi.
Ben bindikten sonra asker arkadaş ne ara indi ise anlamadım, tekrardan onu beklemeye başladık saat 00.40 idi. halen kalkmamıştık derken koşa koşa geldi ve bindi. Otobüs hareket halinde iken, terminal çıkışında arkadaşları hoş bir şekil yaparak otobüsün önünü kestiler. iki kişi, iki kişiyi omuzlarına almış ve aralarında türk bayrağı açmışlar ve otobüsün önünü kesmişlerdi. Asker arkadaş yerinden kalkıp şoförün yanında ayakta selam durdu, yaklaşık 1-2 dk arasında kıpırdamadan bekledi, ilginç bir sahne idi. Ve nihayet otobüs kalktı. 6 saat civarı sürecek rahatsız yolculuğum burada başladı, rahatsız diyorum zira siz siz olun 31 ve 32 nolu koltukları almayın (Travego) tam orta kapının arkası oluyor bacak uzatacak yer olmadığından iki büklüm geldim. Mola yerinde inmedim. Uyudum, ruya görüyordum devam ettim, ruyamda ankaraya ulaşmıştık, uyandım halen mola yerinde bekliyorduk. Ankara ulaştım. Saat tam 06.01 idi. 1 dakikalık bir rötarım olmuştu.
Yine aştide oyalandıktan sonra 06.37 gibi ankaraya doğru yollanmak üzere ayaklandım, önce WC olayına gireyim dedim zira bir önceki gün yemeği fazla kaçırmıştım. Yine şakşuka. Tuvalette gereğinden fazla bir sıra vardı fekat el mahkum bekledim. Neyse işimi gördükten sonra ankaray yolunda, servisler şeklinde bir tabela gördüm, e ozaman ne işim var ankarayda diyerek servislere bindim.

Yine iki hafta önceki güvenlik görevlisi tarafından kibarca arandıktan sonra içeri girdim çok gerildim, ya vize alamazsam korkusu alttan alttan bastırıyordu. İçeri girdim, geçen hafta sorularla beni terleten nazik bayana makbuzumu verdim, içeri gidip, elinde pasaportumla döndü. Vizeniz şu şu tarihler arasında geçerlidir dedi. Bir Oh! çektim. Pasaportumu alıp uzun uzun baktım, kapattım tekrar açıp tekrar baktım. Artık rahatladım, tek sorunum uçak bileti şu an. Teyzemi arayıp müjdemi verdim. Otobüs durağındaydım saate bakmadım artık önemi yoktu.
Kızılaya yürümeye karar verdim, oradan biryerden biletimi alabilirdim, zira tahminimce TREK Turizm
